Doç. Dr. Süha Sönmez Aralık 1993'te İnönü Üniversitesi ile Amerika Birleşik Devletleri'nin Texas Eyaletinde bulunan Baylor College of Medicine arasında yapılan anlaşma çerçevesinde 1 yıl süreyle Reproduktif Endokrinoloji ve İnfertilite Kliniğinde Dr. C. James Chuong, Randall C. Dunn ve Robert R. Franklin ile üreme endokrinolojisi ve infertilite, operatif laparoskopi ve mikrocerrahi teknikleri konusunda eğitim gördü. Aynı kuruluşun plastik cerrahi bölümünde mikrocerrahi, Saint Barnabas Üniversitesinin açtığı "ileri vajinal cerrahi teknikler" ve 1999 yılında tekrar ABD'de Texas Women's Hospital bünyesindeki tüp bebek ünitesinde mikroenjeksiyon kurslarına katıldı. Aynı yıl üniversitedeki görevinden ayrılarak özel bir hastane bünyesinde tüp bebek ünitesi kurdu ve 1.5 yıl süreyle direktörlüğünü yaptı.Mart 2001 tarihinde girdiği sınav neticesinde Süleymaniye Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine Klinik Şefi olarak atandı. Bu hastanedeki tüp bebek ünitesinin kuruluşunda bulundu. Bu ünite Eylül 2002 tarihinde Sağlık Bakanlığı tarafından sertifikalandırılarak çalışmaya başlamıştır. Mayıs 2003 - Ekim 2005 tarihleri arasında T.C. Sağlık Bakanlığı Süleymaniye Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi başhekimliği görevini yürüttü. Kasım 2007’de devlet memurluğu görevinden ayrıldı. Halen Medicana Hastanesi (Bahçelievler) Tüp Bebek Ünitesi Direktörlüğünü yürütmektedir.
D vitamini ve Sağlığımız
Dünyada yaklaşık 1 milyar kişide D vitamini eksikliği olduğu tahmin edilmektedir. Bunun en önemli sebebi yeteri kadar güneşten yararlanamamaktır. Daha önceki çalışmalarda (The 1997 Dietary Reference Intake (DRI) values for vitamin D) kemik erimesini önlemek için önerilen günlük D vitamini ihtiyaçları bugün birçok uzman tarafından artık yetersiz bulunmaktadır. Ayrıca son yıllardaki çalışmalarda D vitamininin kanser, kalp hastalığı, kırıklar, otoimmun hastalıklar, grip, tip 2 diabet ve depresyonu önlemede muhtemel rolü olduğuna dair veriler elde edilmiştir.
Kanal 7 - Herşeyin başı sağlık
Tüp Bebek Nedir ?
Yardımcı üreme teknikleri yani kısa adı ile tüpbebek uygulamalarını erkek, kadın ve bazen çiftlerin her ikisinde de mevcut olan bir nedenden dolayı yumurta ve sperm hücrelerinin bir araya gelemediği, embriyo oluşumunun veya oluşan embriyonun rahme tutunmasının sağlanamadığı durumlarda, adı geçen hücrelerin vücut dışına alınarak laboratuar ortamında embriyo elde edilmesi, elde edilen embriyoların da gebelik oluşturma amacı ile rahme transferi uygulamaları olarak tanımlayabiliriz.
Yardımcı üreme teknikleri tüp bebek ya da in-vitro fertilizasyon (IVF) ve mikroenjeksiyon ya da intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) dir. Bunlar arasındaki tek fark döllenmenin şeklindedir. Mikroenjeksiyon (ICSI) yönteminde sperm direkt olarak yumurtanın içine bir mikropipet yardımıyla sokulmaktadır. ICSI’nin uygulanmaya başlaması özellikle erkek problemlerine bağlı kısırlığın tedavi edilebilme şansı oldukça yükselmiştir. Menisinde sperm olmayan erkeklerde ya da sperm üretimi olmasına karşılık dışarı atılamayan durumlar da TESE VE TESA olarak adlandırılan yöntemler kullanılmaktadır. TESA da erkeğin kanallarının tıkalı olduğu ve spermi dışarı çıkaramadığı durumlarda erkeğin testisinden iğne ile doku çekilir ve bunun içinden elde edilen spermle yumurtanın döllenmesi sağlanır. TESE de ise testisten doğrudan parça alınır ve buradan sperm aranır, TESE işlemi mikroskob kullanılarak yapıldığında mikroTESE denilmektedir. Bu yöntemde hem sperm bulma şansı daha yüksek hem de testis daha az zarar görmektedir. Tüp Bebek Tedavi Aşamaları
|
Tüp Bebek - Kısırlık Tedavisi
Tüp Bebek Diğer yollardan gebe kalamayan hastalar için bir son durak olarak tüp bebek yöntemi görülebilir. Bu nedenle de çiftin ve yakınlarının hem beklentisi hem de stres kat sayısı yüksektir. Çünkü herkes evde sağlıklı bir bebek görmek istemektedir. Bu durum hekimi de stres altına sokacağından hekimin çifte karşı gerçekçi olması, o çift için öngördüğü gebelik oranlarını bildirmesi gerekir. Bu durumda kısırlık sorunu ile başvuran çiftin öncelikle psikolojik durumu ile ilgilenilmelidir, zira stres, her ne kadar henüz kanıta dayalı bir veri yok ise de, hormonal ve bağışıklık dengesi üzerinde olumsuz etkiler yaparak
Tüp Bebek 2012
Doğurganlığın azalmasına katkıda bulunabilir. Özellikle erkeklerde kronik stres neticesinde sperm kalitesinde ve hareketliliğinde azalmalar olabilir. Yaşam tarzı üzerinde durulması gereken bir diğer konudur. Öncelikle ülkemizde ciddi bir sağlık sorunu Kısırlık Tedavisi olarak ta ön plana çıkmaya başlayan şişmanlık gerek erkek gerekse kadında doğurganlık için önemli bir engeldir. Hem tüp bebek başarısını düşürmekte hem de hamileliğin düşükle sonlanma ihtimali artmaktadır. Tüp bebek merkezi ve bütün doktorlar sigara içen kadınların içmeyenlere göre 3-4 yıl daha erken menopoza girdiğini belirtmektedir. Bunun sebebi Kısırlık Tedavisi yumurtaların daha erken azalmasıdır. Erkekte ise spermlerin içindeki genetik yapıyı etkilemekte, spermlerin döllenme yeteneğini azaltmakta ve kadın hamile kalsa bile düşük oranları artmaktadır. Alkol de sigara ile benzer etkilere sahiptir, hayvan çalışmalarında kromozomlarda yapısal hatalar olduğu gözlenmiştir. Tüp bebek uygulamalarının başarılı olabilmesi için rahim anatomisinin normal olması ve ceninin yuvalandığı endometriumun sağlıklı olması gerekir. Doğuştan rahim anatomisinin bozuk olması kısırlığa ve gebe kalınsa bile düşüğe yol açabilir. Bu yüzden son aşamaya kadar gebelik takibi ve tüp bebek yapılmaktadır. Bunlara yapılacak olan cerrahi müdahale ile bu sorunlar aşılabilir. Ayrıca özellikle kürtaj ve enfeksiyonlar neticesinde oluşan rahim içi yapışıklıklar, miyomlar ve polipler de tüp önünde ciddi engeller olabilir. Bunlara yapılacak cerrahi müdahaleler normal gebelikle dahi sonlanabilir. Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan hastalarda histeroskopi (rahim içinin kamera yardımı ile gözlenmesi) yapılarak birçok lezyon tespit edilebilir ve tüp bebek başarısı artırılabilir.
Kısırlık Tedavisi
Kadın doğum İstanbul, polikistik over sendromu, endometriozis ve hidrosalpinks derecesine göre cerrahi müdahale yapılarak tüp bebek başarısının arttırıldığı diğer hastalıklar olduğunu belirtmektedir. Kısırlık tedavisi uygulamalarında başarıyı artırma çalışmaları devam ederken aynı zamanda onu daha ucuza mal etmek ve daha güvenli hale getirmek amaçlanmaktadır. Bu bağlamda hasta dostu tedaviler adı altında daha az ilaç kısırlık tedavisi kullanılarak az yumurta elde edilmesine rağmen daha fazla klinik gebelikler elde edilmeye çalışılmaktadır. Böylece hem maliyet düşmekte hem de hastaya daha az miktarda hormon verildiğinden yan etkiler çok daha azalmaktadır. Hastalarımızın Gebelik takibi, uzman ekibimiz tarafından takip edilerek gebelik süreci kontrol altına alınmaktadır. Tüp Bebek alanında bulunduğumuz yıl içinde yurtdışında piyasaya verilen ancak ülkemizde halen ruhsatlandırma çalışmaları devam eden uzun, etkili enjeksiyonlar kullanılmaya başlanmıştır, bunlar sayesinde enjeksiyonlar her gün değil haftalık olarak yapılmaktadır. Yumurtalık ve tüp bebek uyarılması için ağızdan kullanılan ilaçlarla ilgili çalışmalar da devam etmektedir. Çoğul gebeliklerin bir başarı değil ama bir komplikasyon olduğu kabul edilen günümüzde tek embriyo transferi dünyada İskandinav ülkeleri, Belçika ve bizim ülkemizde uygulamaya konarak önemli bir adım atılmıştır. Tüp Bebek Merkezi uygulamalarının ucuzlaması nedeniyle ameliyat gerektiren tüp cerrahisi ve başarısı %15 civarında olan ve hafif erkek kısırlığı ve nedeni açıklanamamış kısırlık tedavisi artık daha az uygulanır hale gelmiştir. Dünya genelinde üreme kısırlık tedavisi alanında yaklaşık %10-15'inde döl hücresi yokluğu ve üretimi ile ilgili problemler ve üreme organlarındaki doğumsal ya da sebebi bilinmeyen nedenlere bağlı oluşan eksiklik/hasar neticesinde uygulamalar yetersiz kalmakta veya tedaviden sonuç alınamamaktadır. Kök hücreler, fonksiyonel hücre ve dokulara dönüşüm potansiyelleri sayesinde yakın gelecekte kısırlık tedavisi için de son derece önemli bir kaynak olarak karşımıza çıkmaktadır. En basit tanımı ile "kök hücre" kendi kendini yenileme özelliği olan, sürekli bölünme özelliği sayesinde mevcut sayısını koruyarak gelişim sürecinde kendisinden sonra gelen öncü hücreleri oluşturan, uygun ortam ve şartlar sağlandığında istenilen vücut hücre tipine farklılaşabilme özelliği olan hücredir. Yakın geçmişe kadar sadece kemik iliği, kan ve göbek kordonu gibi kaynaklarda kök hücrelerin varlığı biliniyor iken günümüzde pek çok organ ve dokunun kök hücre içerdiği yapılan yeni çalışmalarda gösterilmektedir.
